11 Haziran 2011 Cumartesi

Necati Abay'ın da Katıldığı İsveç Parlamentosundaki Seminerin Haberi

TUTUKLU GAZETECİLERLE DAYANIŞMA PLATFORMU’NDAN
BASINA VE KAMUOYUNA


* Platformumuzun Sözcüsü Necati Abay’ın da Katıldığı İsveç Parlamentosundaki Seminerde, Türkiye’de basına yönelik saldırılar tartışıldı...
İsveç Parlamentosunda 9 Haziran 2011 tarihinde yapılan seminerin Evrensel gazetesinde yayımlanan haberini bilginize sunuyoruz...

İsveç Parlamentosunda, Türkiye’de basına yönelik saldırılar tartışıldı
Murat Kuseyri

Türkiye’de basın ve gazetecilere yönelik baskı ve saldırılar İsveç Parlamentosunda düzenlenen bir seminerde ele alındı.

Türkiye’de İnsan Haklarına Destek Komitesi’nin (SSKT) düzenlediği seminere Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Metin Celal Reyinoğlu, Türkiye Gazeteciler Sendikası Disiplin Kurulu Üyesi ve Evrensel Gazetesi Ankara Temsilcisi Sultan Özer, Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu Sözcüsü Necati Abay konuşmacı olarak katıldı.

Kraliyet Bilim Akademisi eski Daimi Sekreteri Erling Norrby’nin yönettiği panelin ilk konuşmacısı olan Metin Celal Reyinoğlu son birkaç yıl içinde yazar ve gazetecilere yönelik baskıların arttığına dikkat çektikten sonra bu yılın Nisan ayı içinde Ergonekon’a karşı makaleler yazan Nedim Şener ile Ahmet Şık’ın Ergenekon üyesi olmak gibi sahte suçlamalarla tutuklandıklarını hatırlattı. Siyasi iktidarın eleştiriler karşısında hırçınlaştığını belirten Reyinoğlu basılmamış kitabın toplatıldığını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Avrupa Parlamentosunda yaptığı konuşmada Ahmet Şık’ın “İmamın Ordusu” adlı kitabını bombaya benzetmesinin düşünce özgürlüğüne yönelik saldırının ulaştığı boyutları gözler önüne serdiğini söyledi.

Evrensel Gazetesi Ankara Temsilcisi Sultan Özer, çoğunluğu sosyalist ve Kürt basınından 70 civarında gazetecinin cezaevinde tutulduklarını hatırlattıktan sonra kendisinin de aralarında bulunduğu 7 gazetecinin siyasi iktidarın hoşuna gitmeyen sorular sordukları için Başbakanlık tarafından akredite edilmediklerini söyledi. Özer, Türkiye’deki gazeteci sendika ve derneklerinin basın ve ifade özgürlüğünü savunmak için geniş kapsamlı bir platform oluşturduklarını, kampanyalar ve gösteriler örgütlediklerini belirtti. Muhalif seslerin susturulması için gazetecilerin örgüt üyesi olmakla suçlandıklarını hatırlatan Özer gazeteci Necati Abay’a hiç bir somut delil olmamasına rağmen 18 yıl ceza verilmesini örnek olarak gündeme getirdi.

Sözlerine “sizlere cezaevinde tutuklu bulunan gazeteci ve yazarlardan selam getirdim” diyerek başlayan Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu Sözcüsü Necati Abay gazeteci olduğu için bir komplo sonucu 18 yıl hapis cezasına çarptırıldığını söyledi. Sınır Tanımayan Gazeteciler’in verilerine göre Çin’de 34 tutuklu gazeteci bulunduğunu,Türkiye’nin tutuklu gazeteciler söz konusu olduğunda dünya birincisi olduğunu ifade etti. Abay saldırıların özellikle Kürt ve sosyalist basına karşı yoğunlaştığını rakamlar vererek anlattıktan sonra Kürtçe yayın yapan Azadiye Welat gazetesi Yazı İşleri Müdürü Vedat Kurşun’a 166 yıl hapis cezası verildiğini söyledi. Gazeteciler üzerindeki baskı ve saldırıların sadece hapis ve para cezalarıyla sınırlı kalmadığını belirten Abay, 1909 yılından bu yana 111 gazetecinin katledildiği de sözlerine ekledi.

İsveç Yayıncılar Derneği eski Başkanı ve Uluslararası Yayıncılar Derneği Yayın Özgürlüğü Komitesi Başkanı Lars Grahn da Türkiye’deki gelişmeleri yakından takip ettiklerini ancak son dönem yaşanan gelişmelerin hiç iç açıcı olmadığını söyledi. Basın, yayın ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden birinin Terörle Mücadele Yasasının 301. Maddesi olduğunu ifade eden Grahn Avrupa Birliği ve iç kamuoyunun baskısı sonucu yapılan değişikliklerin makyajın ötesine geçmediğini vurguladı. Muhalif aydın ve yazarların bu maddelere muhalefetten yargılanarak susturulmaya çalışıldıklarını söyledi.

Avrupa Gazeteciler Federasyonu Başkanı Arne König Türkiye’de 70 gazetecinin cezaevinde tutulur ve binlercesi hakkında dava açılırken Avrupa ülkelerinin sesiz kalmalarının kaygı verici bulduklarını söyledi. Avrupa Birliği üyesi ülkelerindeki politikacıları sorumluluklarını üstlenmeleri, basın ve düşünce özgürlüğüne yönelik saldırılara karşı harekete geçmeleri çağrısında bulundu.
Konferansı aralarında Uluslararası Af Örgütü, sendikalar ve İsveç Dışişleri Bakanlığı sorumlularının da bulunduğu pek çok kurum ve kuruluş gözlemci göndererek izledi. (Stockholm/EVRENSEL)

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP)
11 Haziran 2011



İLETİŞİM: Necati ABAY-TGDP Sözcüsü, GSM: 0535 929 75 86,
E-posta: necatiabay@gmail.com,
Blog: http://tutuklugazeteci.blogcu.com/,

Platformumuzun Sözcüsü Necati Abay Konusunda Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) Açıklama Yaptı.

TUTUKLU GAZETECİLERLE DAYANIŞMA PLATFORMU’NDAN
BASINA VE KAMUOYUNA

* Platformumuzun Sözcüsü Necati Abay Konusunda Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) Açıklama Yaptı.

Ağustos 2010 tarihinde yerel ve ulusal düzeyde 94 meslek örgütünün bir araya gelmesiyle kurulan Gazetecilere Özgürlük Platformu, 7 Haziran 2011 tarihinde Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nde bir basın toplantısı düzenledi.
“Seçim öncesi partilere çağrı” başlıklı açıklamada patformumuzun sözcüsü Necati Abay konusunda da açıklama yapıldı:
Tutuklu gazeteciler gerçeğinin altı çizilen açıklamada “gazetecilerin sesleri kesiliyor, ağır para cezalarıyla, hapis tehdidiyle dışardakiler de sindirilmeye çalışılıyor... Atılım gazetesi editörü Necati Abay, bu durumun en tipik örneklerinden biri, Abay terör suçu ile cezaevinde yattıktan sonra, tutuksuz olarak yargılandı ve son duruşmada dava ile bağlantısını kanıtlayacak somut deliller olmamasına rağmen, ‘kanaat hasıl olduğu’ gerekçesi ile 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Davası Yargıtay’da. Eğer karar onanırsa, delile gerek görülmeden kanaate binaen vurulan terörist damgası ile özgürlüklerinden mahrum edilecek. Susturulacak.” denildi.
Bilginize sunulur...


Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP)
11 Haziran 2011


İLETİŞİM: Necati ABAY-TGDP Sözcüsü, GSM: 0535 929 75 86,
E-posta: necatiabay@gmail.com,
Blog: http://tutuklugazeteci.blogcu.com/,

5 Haziran 2011 Pazar

Gazeteci-Yazar Necati Abay’ın 8 Yıldır Süren Hukuki Süreci

Gazeteci-Yazar Necati Abay’ın 8 Yıldır Süren Hukuki Süreci
Bugün Ahmet Şık ve Nedim Şener’e yapılan komplonun daha ağırı 8 yıl önce bana uygulandı. O dönemde Atılım gaszetesinde yazar-editör olarak çalışıyordum. Komplo kurulmadan 2 ay önce 4 Şubat 2003’te Atılım gazetesi çalışanlarıyla birlikte gazeteden gözaltına alınmış ve serbest bırakılmıştım. Gözaltındayken bir emniyet yetkilisi bana “Atılım gazetesinde bombalama eylemlerinin haberini yaparsanız başınız beladan kurtulmaz. Seni her an tutuklatabiliriz. Ne zaman tutuklatacağımızı biz karar vereceğiz” şeklinde tehdit etmişti. Bu aynı zamanda otosansür dayatmasıydı. Ben de “basın özgürlüğünü savunduğumuzu, haber değeri taşıyan her haberi diğer medya organları gibi yayımlayacağımızı” söylemiştim. Nitekim 2 ay sonra 13 Nisan 2003 tarihinde evimden bilgisayarımla birlikte gözaltına alındım. Evimdeki aramada hiçbir suç unsuruna rastlanmadı. Vatan’daki Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldüğümde, “İstanbul’daki bombalama eylemlerinin koordinatörü olmak”la suçlandım. Suçlamaları reddettim. Bunun 3. Sınıf bir komplo olduğunu söyledim.
4 günlük gözaltıdan sonra 17 Nisan 2003’te savcılığa çıkarıldım. Savcılık tutuklanma istemiyle sorgu hakimliğine sevketti. Sorgu hakimi “bombalama eylemlerinin koordinatörü” suçlamasını ciddiye almamış olacak ki beni serbest bıraktı. Ancak birkaç saat sonra savcılığın yaptığı itiraz üzerine tutuklanıp Tekirdağ F Tipi Cezaevi’ne konuldum. Uzun süre hem ben hem avukatım dava dosyasına ulaşamadık, çünkü dosyaya gizlilik kararı konulmuştu.
24.07.2003 tarihinde iddianame hazırlandı. İddianameden yasadışı örgüt operasyonuna dahil edildiğim anlaşılıyordu. Bu klasik bir devlet politikasıydı. Hedefe konulan gazeteciler, yazarlar, aydınlar, sıklıkla illegal örgüt operasyonlarına dahil ediliyordu. 12 Mart döneminde Altan Öymen’in uçak kaçırdığı iddiasıyla tutuklandığı bilinen bir gerçektir. Günümüzde Ahmet Şık ve Nedim Şener’in “Ergenekon terör örgütü üyesi” oldukları iddiasıyla tutuklandıkları somut bir olgudur. Ben de MLKP örgütünün bombalama eylemleri yapan 3 hücresinden sorumlu ilan edilmiştim. 4 Şubat 2003’te emniyette yapılan “bombalama eylemlerinin haberini yaparsanız Necati Abay seni tutuklatırız” tehdidi gerçekliğe dönüşmüştü. Polis komplosu tezgahının aktörü, hayatımda hiç görmediğim, tanımadığım Aligül Alkaya adlı şahıstı. Benden dört gün önce gözaltına alınmış ve tutuklanmış. Emniyette işkence altındayken polisin hazırladığı ifade tutanağı kendisine zorla imzalatılmış. Sonradan savcılığa yazdığı dilekçede ve mahkeme süreçlerinde “Necati Abay’ı tanımadığını, tanımadığı kişi hakkında beyanlarda bulunmasının olanaksız olduğunu, ifade tutanağını polisin zorla, işkence altındayken imzalattığını belirtmiştir. Ali Gül Alkaya DGM’ye gönderdiği 17 Nisan 2003 tarihli dilekçesinde “Emniyette bana ilaç verip ifade imzalattılar” diyor. Açıkca görülüyorki emniyet Aligül Alkaya’nın ifadesi adı altındaki sahte belgeye benimle ilgili dört satır sokuşturmuş. İşte iddianame buna dayanıyordu.
21 sayfalık iddianamenin 19. sayfasındaki benimle ilgili kısım şundan ibarettir.
“4- NECATİ ABAY:
Sanık Aligül Alkaya’nın 12.04.2003 tarihli emniyette vermiş olduğu ifadesiniden anlaşılacağı üzere yakalandığı tarihe kadar İstanbul’da MLKP örgütünün üç hücre evinin bulunduğu; 1. Hücrede kendi, Hatice Duman ve Ali Rıza Kaplan’ın, 2. Hücrede Tahir Laçın, Zeynep kod Gülizar Erman ve Uzun kod Sami Özbil’in, 3. Hücrede Erkan Özdemir ve Ahmet Doğan’ın faaliyet gösterdikleri, İstanbul’da bulunan bu 3 hücre evlerinin sorumlusunun sanık Necati Abay olduğu, hücreler arasındaki irtibatı sağladığı ve yasadışı silahlı MLKP terör örgütü içerisinde gizliliğini sağlamak maksadıyla Emre kod adını kullandığı, bu suretle sanık Necati Abay’ın yasadışı silahlı MLKP terör örgütü adına Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının tamamını veya bir kısmını bozma ve değiştirme veya kaldırmaya cebren teşebbüs etmek suçunu işlediği,”
Bu iddianamenin benimle ilgili kısmı, polisin kendi yazdığı ifade tutanağına sokuşturduğu, Aligül Alkaya’yı zorla, işkence altındayken imzalatılan sahte ifade tutanağına dayanıyor. Aligül Alkaya’nın iftira atmasından da sözedemeyiz. Çünkü bu şahıs beni tanımaz, ben de onu tanımam. Duruşma tutanakları şahidimdir. Dolayısıyla bu belge, polis komplosunun kanıtıdır. Ve iddianame sahte belgeye dayanarak hazırlanmıştır.
Tutuklanmamdan yaklaşık 6 ay sonra 3 Ekim 2003 tarihinde 4 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde ilk duruşmam görüldü. Savunmamı yaptım ve Mahkeme beni tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı. Sorgu hakimliğinde serbest bırakıldığımda sevindiğim gibi ilk duruşmamdaki tahliyeme de sevinmiştim. Mahkeme heyeti ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanmama rağmen “bombalama eylemlerinin koordinatörü” olduğum iddiasını anlaşılan ciddiye almamıştı.
Tutuksuz yargılanmam 8 yıl sürdü. Bu arada belirteyim, tahliye olduktan hemen sonra düzen muhalifi gazetecileri basın meslek örgütleri sahip çıkmadığından Şubat 2004’te Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nu kurduk. O tarihten bu yana TGDP’nin sözcülüğünü yapmaktayım.
8 yıllık yargılanma sürecim boyunca benim aleyhime hiçbir delil bulunamadı. Çünkü asılsız iddiayla suçlanıyordum ve olmayan delil bulunamaz. 8 yıl sonra 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 4 Mayıs 2011 tarihli karar duruşmasında 18 yıl 9 ay hapis cezası aldım. Beraat beklerken ceza almamı şaşkınlıkla karşıladım.
Bir cümlelik mahkeme kararında benimle ilgili şunlar yazılı:
“Sanık Necati Abay’ın yasadışı MLKP örgütünün emir ve kumandaya haiz üyesi olduğu konusunda tam bir kanaat oluşmuş ise de; dosya kapsamında işlenen eylemlerle doğrudan bağlantısı ve iştiraki tespit edilemediği anlaşıldığından sanığın eyleminin 765 sayılı TCK’nın 168/1. Maddesi kapsamında kaldığı... müebbet hapis cezası yerine 18 yıl 9 ay hapisle cezalandırılmasına,”
Mahkeme kararında da açıkca görüldüğü gibi benimle ilgili hiçbir kanıt yoktur, kanaate dayanarak ceza vermiştir. Kanıt yok ama kanaat var! Dolayısıyla özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nin bu kararının hukuki değil siyasi bir karar olduğunu düşünüyorum. Özel yetkili Ağır Ceza Mahkemelerindeki hukuksuzluğun tipik örneklerinden birisidir bu karar. Özel yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri Devlet Güvenlik Mahkemelerini aratır hale gelmiştir. Mahkemenin karar duruşmasından sonra, bu karar çok tartışılacak demiştim, nitekim tartışılıyor. Çok sayıda gazete, dergi ve TV’de karar tartışma konusu oldu. Star gazetesindeki köşe yazısında Osman Can, Bugün gazetesindeki köşe yazısında Prof. Dr Doğu Ergil, Hürriyet gazetesindeki köşe yazısında Ferai Tınç, T24 internet sitesindeki köşe yazısında Aydın Engin konuyu tartışmaya açtılar. Cumhuriyet gazetesinde birinci sayfanın 2. Manşet konusu oldu. NTV’de Ruşen Çakır’ın yazı işleri programına davet edildiğimde konuyu tartıştık. Katıldığım İMC TV’deki Ertuğrul Mavioğlu’nun basın özgürlüğü programında da konu tartışıldı. Ceza almamdan dolayı İnsan Hakları Derneği, Ayşenur Zarakolu Düşünce Özgürlüğü Ödülü verildi. 9 Haziran 2011’de İsveç parlamentosuna Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda konuşmacı olarak davet edildim. Ayrıca Ankara Düşünce Özgürlüğü Girişimi öncülüğünde 42 aydının çağrısıyla imza kampanyası başlatıldı.
Kararı itiraz ettik. Dosya Yargıtay aşamasındadır. Mahkeme ceza vermesine karşın tutuklama kararı vermediğini de belirtmeliyim. Umarım 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği karar yargıtaydan döner.
Bu kararın, benim şahsımda düşünce ve ifade özgürlüğüne, basın özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına, o dönemde çalıştığım atılım gazetesine, Şubat 2004’ten bu yana sözcülüğünü yaptığım Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’na verilmiş bir ceza olduğunu düşünüyorum.
Ülkemizde düşünce ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü savunucuları ikili bir kıskaç altındadır. Birinci, toplumsal muhalefet güçlerinin toplumla mücadele yasası adını verdiği Terörle Mücadele Yasası’dır. TMY’ye karşı çıkmadan, TMY’nin kaldırılmasını savunmadan düşünce ve ifade özgürlüğü savunusu tutarlı olamaz. İkincisi, benim örneğimde de görüldüğü gibi özel yetkili Ağır Ceza Mahkemelerindeki hukuksuzluklardır.
Necati Abay
Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu Sözcüsü (TGDP)
5 Haziran 2011

27 Mayıs 2011 Cuma

TGDP: Platformumuzun sözcüsü Necati Abay için düşünce özgürlüğü savunucularının imzasını istiyoruz.

TUTUKLU GAZETECİLERLE DAYANIŞMA PLATFORMU’NDAN
BASINA VE KAMUOYUNA

Platformumuzun sözcüsü Necati Abay için düşünce özgürlüğü savunucularının imzasını istiyoruz...

Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi öncülüğünde aydınların çağrıcısı olduğu Necati Abay’la ilgili imza kampanyası sürüyor.
Her düşünce özgürlüğü savunucu aşağıdaki linkten imza verebilir. Link tıklandığında çıkan penceredeki başlığın altındaki “destek için imza formu” linki tıklanarak çıkan penceredeki form doldurulup gönderildiğinde imza verilmiş olur.
http://gercek-inatcidir.blogspot.com/

İMZA METNİ VE ÇAĞRICILAR
Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu Sözcüsü Necati Abay’a 18 Yıl 9 Ay Hapis
Kanıt yok ama kanaat var! 

Atılım gazetesi yazarı, Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu sözcüsü Necati Abay, Marksist-Leninist Komünist Partisi (MLKP) davası çerçevesinde İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 18 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkemenin gerekçeli kararında Abay’ın MLKP yapısı içinde hücreevlerinin koordinasyonundan sorumlu olduğu ileri sürülüyor. 

Ancak, Necati Abay’a bu cezanın Atılım gazetesindeki yazarlık faaliyeti, Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu sözcüsü olarak sekiz yıldır yürüttüğü etkili çalışma ve bir aydın olarak çeşitli imza kampanyalarında oynadığı merkezi rol dolayısıyla verildiği açıktır.
Birincisi, kararın gerekçesinde tam tamına şöyle denmektedir: “sanığın yasadışı MLKP örgütünün emir ve kumandaya haiz üyesi olduğu konusunda tam bir kanaat oluşmuş ise de; dosya kapsamında işlenen eylemlerle doğrudan bağlantısı ve iştiraki tespit edilemediği anlaşıldığından...” Görüldüğü gibi, mahkeme, Necati Abay’ın örgütle “doğrudan bağlantısı ve iştiraki” olduğunu tespit edememiştir. Sadece bu yönde bir “kanaat oluşmuş”tur. Yani ceza kanıt olmaksızın, kanaat temelinde verilmiştir. 

İkincisi, Abay’ın yargılanması için gösterilen tek delil, bir zanlının avukatının bulunmadığı bir süreçte verdiği ifadedir. Zanlı daha sonra mahkemede ifadesinin işkence altında alındığını, ama ayrıca Necati Abay’ı tanımadığı için onun hakkında zaten hiçbir şey söylememiş olduğunu açıklamıştır. Yani ifadede Necati Abay aleyhinde yer alan dört satırlık pasaj polisin fabrikasyonudur. Polis, bu ifadeyi Nisan 2003’te mahkemeye sunmadan iki ay önce, Şubat 2003’te Necati Abay’ı Atılım gazetesindeki çalışmaları dolayısıyla gözaltına aldığında şöyle tehdit etmiştir: “Bombalama eylemlerinin haberini yaparsanız başınız beladan kurtulmaz. Böylesi haberler devam ederse Necati Abay, seni her an tutuklatabiliriz. Ne zaman tutuklatacağımıza biz karar vereceğiz.” Buradaki mantık çıplaktır: Abay, Atılım gazetesinin yayın politikası dolayısıyla polis tarafından otosansüre zorlanmaktadır. Bunu reddettiği içindir ki hakkında bir komplo kurulmuştur. Yani Abay’a ceza, gazeteciliğine cezadır. 

Üçüncüsü, Atılım gazetesi yazarlığından bir aydın olarak çeşitli kitlesel kampanyalara kadar herkesin gözü önünde faaliyet gösteren bir yazarın “hücreevleri koordinasyonundan sorumlu” olarak görev yapması, her türlü gerçekçi değerlendirmeye aykırıdır. Abay, polis fezlekesi temelinde cezalandırılamaya çalışılmaktadır. 

Düzene veya hükümete muhalif gazetecilerin mesleki çabalarının, bu insanların başka tür faaliyetlerle ilişkilendirilmesi temelinde cezalandırılması giderek yaygın biçimde kullanılan bir yöntem haline gelmiştir. Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın maruz bırakıldığı baskılar bütün kamuoyunun gözleri önünde cereyan etmiştir. Ama daha da vahimi, bu kadar göz önünde yaşanmayan vakalardır. Necati Abay davası, başka tür suçların cezalandırılması bahanesi altında gazetecinin düşünce özgürlüğünün ayaklar altına alınmasının tipik bir örneği olarak belirmektedir. Mahkeme, Abay’ın itham edildiği fiile ilişkin delil bulunamadığını kendi gerekçesinde itiraf ettiğine göre ulaşılacak tek mantıklı sonuç, Abay’ın bir gazeteci olarak faaliyetleri dolayısıyla cezalandırıldığıdır. 

Son dönemde başka gazetecilere verilen muazzam cezalar, durumun vahim bir noktaya doğru ilerlediğini gösteriyor: Azadiya Welat gazetesinin sahibi Vedat Kurşun’a 166 yıl, aynı gazetenin diğer sahibi Emine Demir’e 138 yıl, Atılım gazetesi eski sahibi Hatice Duman’a müebbet hapis cezası verilmiştir. 
Biz aşağıda imzası olanlar, gazetecilere yönelen bu baskının bir örneği olarak Necati Abay’ın hukuk dışı yöntemlerle 18 yıl 9 ay hapse mahkûm edilmesini vahim bir gelişme olarak görüyor, gazetecilere özgürlük tanınmasının halkın haber alma özgürlüğünün sağlanması anlamına geldiğini vurguluyoruz.

Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi

Sungur Savran
İsmail Beşikçi
Fikret Başkaya
Sibel Özbudun
Recep Maraşlı
Temel Demirer
Cemil Gündoğan
Hanna Beth-Sawoce
Sabri Atman
Fatime Akalın
Mahmut Konuk
Ragıp Zarakolu
Attila Tuygan
Şiar Rişvanoğlu
Yücel Demirer
Hüsnü Öndül
Sait Çetinoğlu
Ahmet Önal
Haluk Gerger
Sami Evren
Doğan Tarkan
Cengiz Algan
Yalçın Ergündoğan
Adil Okay
Memik Horuz
Murad Akıncılar
Ali Ülger
Tayfun İşçi
Mehmet Özer
Hüseyin Gevher
Metin Uzunöz
Ramazan Gezgin
Murat Kuseyri
Emrah Cilasun
Aydın Doğan
Necmettin Salaz
Zeynep Tozduman
Aydın Çubukçu

İmza için linki tıklayabilirsiniz. http://gercek-inatcidir.blogspot.com/
İMZA METNİ İÇİN YANIT YAZMAK İSTERSENİZ necatiabay@gmail.com MAİL ADRESİNE YAZABİLİRSİNİZ.

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP)
27 Mayıs 2011



İLETİŞİM: Necati ABAY-TGDP Sözcüsü, GSM: 0535 929 75 86,
E-posta: necatiabay@gmail.com,
Blog: http://tutuklugazeteci.blogcu.com/,

6 Mayıs 2011 Cuma

Necati Abay'a Verilen 18 Yıllık Hapis Cezasının Gerekçeli Kararının "Kanaat" Olduğu Açıklandı.

Necati Abay’a sadece 'kanaat'ten 18 yıl hapis

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu sözcüsü Necati Abay'a verilen hapis cezası sadece "kanaat"e dayanıyor. Mahkeme heyeti, "kanıt olmasa da kanaat var" diyerek, 18 yıl 9 ay hapis cezası verdi.

Etkin Haber Ajansı / 06 Mayıs 2011 Cuma, 14:13
İSTANBUL- Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu Sözcüsü Necati Abay'a verilen 18 yıl 9 aylık hapis cezasının gerekçeli kararı açıklandı. Mahkeme heyeti kararda, "delil yok" itirafında bulunuyor, ancak "tam kanaat" oluştuğu için hapis cezası veriyor.
2003 yılında Atılım Gazetesi editörü iken gözaltına alınan Necati Abay, sadece Aligül Alkaya'ya ait olduğu iddia edilen 4 satırlık ifadeye dayanarak tutuklanmıştı. Alkaya söz konusu ifadenin kendisine ait olmadığını söylerken, Abay ilk duruşmada serbest bırakılmıştı. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen dava 4 Mayıs 2011 tarihinde sonuçlanmış, Abay'a 18 yıl 9 ay hapis cezası verilmişti.
Mahkemenin gerekçeli kararı açıklandı. Gerekçeli kararda, "MLKP örgütü birimi Fakirlerin ve Ezilenlerin Silahlı Kuvveti (FESK)'e ait hücreevlerinin sorumlusu ve koordinatörü olmak" iddiasıyla hapis cezasına çarptırılan Abay ile ilgili şu ifadeler yer alıyor:
"Sanıklar Hasan Özcan ve Necati Abay'ın 765 sayılı TCK'nın 146/1. Maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın yasadışı MLKP örgütünün emir ve kumandaya haiz üyesi konusunda tam bir kanaat oluşmuş ise de; dosya kapsamında işlenen eylemlerle doğrudan bir bağlantısı ve iştiraki tespit edilemediği anlaşıldığından....18'er sene 9 ay hapis cezası iye cezalandırılmalarına..."

'YARGILAMA EMNİYET TUTANAKLARINA GÖRE YAPILDI'
Abay'ın avukatı Gülizar Tuncer, hiçbir delil olmadan, sadece "kanaat"e dayanarak ceza verilemeyeceğini belirtiyor.
ETHA'ya konuşan Tuncer, mahkemede yaptıkları savunmaların da tutanaklara eksik geçirildiğini belirtti. Tuncer, yargılamanın emniyet tutanaklarına göre yapıldığına dikkat çekti, şöyle dedi: "Sanıklardan birisinin emniyet ifadesine sonradan eklenen bir kaç cümle var ve bunların sonradan eklendiği o kadar açık ki, ifadelerde aynı dosya kapsamında yargılanan diğer kişilerle hiçbir ilişki alaka yok ve yargılama zorla, okutulmadan imzalatılan ve sonradan reddedilen Aligül Alkaya'nın ifadesi. Alkaya, savcılıkta, mahkemede, sorgu hakimliğinde işkenceyle alınan bu ifadeleri reddediyor. Bu durumda ifadelerin dosyadan çıkarılması gerekirken, delil niteliği taşımadığı halde Necati Abay'a ceza verilirken dayandırılan gerekçe bu oluyor. O ifadede şöyle bir ibare var. Deniyor ki; 'MLKP'nin Fakirlerin ve Ezilenlerin Silahlı Kuvvetleri (FESK) adlı biriminin hücrelerinin sorumlusu Necati Abay'dır ve Emre kod adını kullanıyordu.' Bu ifade zorla, işkenceyle alınmış ve avukat huzurunda alınmamış bir ifade. Mahkeme sadece buna dayandı başka hiçbir şey yok. Aleyhinde hiçbir delil yok."

NORMAL İNSAN MANTIĞINA BİLE SIĞMAZ
Necati Abay'ın 20 yıllık bir gazeteci olduğunu ve yıllarca Atılım Gazetesi'nde çalıştığını hatırlatan Tuncer, şöyle devam etti: "Necati Abay, Atılım Gazetesi'nin yayın kurulu üyesi olduğu dönemlerde defalarca hakkında davalar açıldı, gözaltına alındı. 20 yıldır aynı yerde çalışan, polisin sürekli gözü önünde olan bir insanın kod adı kullanması mümkün değil. Bu kadar açıkta olan bir insanın silahlı bir örgütün hücreevi sorumlusu olması; hukuk mantığını bırakın, normal bir insanın dahi mantığının alamayacağı bir şey."
Tuncer, karar tutanağında mahkemenin 'kanıtlanamasa da' ifadesine ilişkin ise "Ortaya konacak bir şey yok ki neyi kanıtlayasın. Sadece emniyet ifadesi... Bu verilen karar Özel Yetkili Mahkemelerde yapılan yargılamaların geldiği noktayı göstermek açısından çok somut bir örnek. Burada yaşanan hukuksuz yargılamaların somut bir göstergesi" dedi.

ÖZEL YETKİLİ MAHKEMELER, YARGITAYLA DGM'LERİN ARAFI
Kararı temyiz ettiklerini söyleyen Tuncer, Yargıtay'ın durumuna işaret ederek şöyle konuştu: "Yargıtay da hukuksuz kararlar veriyor. Zaten Özel Yetkili Mahkemeler, Yargıtay yönlendirmesiyle karar veriyorlar ve Yargıtay ile Devlet Güvenlik Mahkemelerinin arafı konumundalar.
Şöyle bir durum da var üstelik; kararın verildiği celse öncesinde biz mahkemeye heyetini reddetmiştik. Sanıkların mahkemeye yönelik güvensizlikleri var. Tarafsız ve bağımsız olmadığını düşünüyorlar ve bu konuda düşüncelerini beyan ederek taleplerini iletmişlerdi. O konuda karar verilmeden ve tutuklu sanıklardan biri duruşmaya gelmeden karar verildi. Bu tam bir hukuksuzluk örneği."

5 Mayıs 2011 Perşembe

TGDP Sözcüsü Necati Abay'a 18 Yıl 9 Ay Hapis Cezası Verildi...

TUTUKLU GAZETECİLERLE DAYANIŞMA PLATFORMU’NDAN
BASINA VE KAMUOYUNA

* Platformumuzun Sözcüsü Necati Abay’a 18 Yıl 9 Ay Hapis Cezası, Atılım Gazetesi Eski Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Hatice Duman’a Müebbet Hapis Cezası Verildi...
* Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nin Bu Kararı Sıkandaldır ve Çok Tartışılacak...

4 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 8 yıl süren davanın karar duruşmasında, tutuksuz olarak yargılanan ve müebbet hapisle cezalandırılması istenen platformumuzun sözcüsü Necati Abay’a “terör örgütü yöneticisi” olduğu iddiasıyla 18 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Aynı duruşmada tutuklu bulunan Atılım gazetesi eski sahibi ve yazı işleri müdürü Hatice Duman’a müebbet hapis cezası verildi.
Tutuksuz yargılanan Necati Abay’a tutuklama kararı verilmezken dava Yargıtay’a intikal etti.
Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nin Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu Sözcüsü Necati Abay hakkında verdiği bu kararın, platformumuzun basın özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması için yürüttüğü mücadeleye yönelik bir tavır olduğunu düşünüyoruz. Bu karar sıkandal bir karardır ve çok tartışılacağını sanıyoruz. Hem Hatice Duman hem de Necati Abay şahsında bu karar Atılım gazetesine yönelik doğrudan saldırıdır.
Necati Abay, Atılım gazetesinde yazar-editör olarak çalışırken 13 Nisan 2003 tarihinde Kadıköy’deki evinden bilgisayarıyla birlikte gözaltına alınmıştı. Evinde yapılan aramada hiçbir suç unsuruna rastlanmamıştı. Necati Abay, Terörle Mücadele Şubesine götürüldüğünde tıpkı bugün Ahmet Şık ve Nedim Şener’e yapıldığı gibi asılsız iddialarla, polis komplosuyla yüzyüze bulunduğunu gördü. Suçlamaları reddetti.
Necati Abay’ın yaşamı boyunca hiç tanımadığı Aligül Alkaya adlı şahıs, emniyette işkence altındayken polisin hazırladığı “ifadeyi” polisin zoruyla imzalamasıyla birlikte polis komplosu ve komplo belgesi devreye girer ve Necati Abay gözaltına alınır. Bu düzmece “ifade”nin dışında (Kaldı ki Aligül Alkaya savcılık, sorgu hakimliğindeki ve süren duruşmalar boyunca verdiği ifadelerde polisteki Necati Abay’la ilgili ifadenin kendisine ait olmadığını, polisin sokuşturduğunu söyler.) dosyada Necati Abay’ın aleyhine hiçbir delil bulunmamaktadır, dahası yargılamanın sürdüğü 8 yıl boyunca dosyaya aleyhte bir delil de girmemiştir.
Necati Abay, 4 günlük gözaltının ardından savcılığa çıkarılır ve savcılık tutuklama istemiyle sorgu hakimliğine gönderir. Sorgu hakimi Aligül Alkaya’ya ait olduğu iddia edilen düzmece ifadeyi ciddiye almaz ve Necati Abay’ı serbest bırakır. Komplonun kısa sürede boşa çıkarıldığı sanılır, ancak komplocular yine işbaşındadır ve savcılığın itirazı üzerine Necati Abay aynı gün yeniden gözaltına alınır, tutuklanır ve Tekirdağ F Tipi cezaevine konulur. İddianame hazırlanır ve Necati Abay, Aligül Alkaya’ya ait olduğu iddia edilen emniyet ifadesindeki 4 satırlık ifadeye (Necati Abay’ın İstanbul’da bulunan hücre evlerinin sorumlusu olduğu, hücreler arasında irtibat sağladığı ve gizliliği sağlamak maksadıyla Emre kod adını kullandığı) dayanılarak TCK 146/1 gereğince müebbet hapisle cezalandırılması istenir. Ancak 4 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi (O tarihte DGM’ler vardı) 3 Ekim 2003 tarihli ilk duruşmada Necati Abay’ı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakır. Ama DGM’lerin yerine geçen özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesi karar duruşmasında Necati Abay’a TCK’nın 168/1 gereğince “Terör örgütü yöneticisi” olduğu iddiasıyla 18 yıl 9 ay hapisle cezalandırır. Dosya Yargıtıy aşamasındadır.
Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu olarak Platformumuzun sözcüsü Necati Abay’a 18 yıl 9 ay ve Atılım gazetesi eski sahibi ve yazı işleri müdürü Hatice Duman’a müebbet hapis cezesı verilmesini protesto ediyor, başta basın meslek kuruluşları, düşünce ve ifade özgürlüğüne, basın özgürlüğüne duyarlı kişi ve kurumları demokratik tepkilerini ortaya koymaya çağırıyoruz.
Özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nin bu kararı, tutuklu gazeteci sayısı bakımından dünya birincisi olan Türkiye’nin, düşünce ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü karşıtı tavrının artan oranda sürdüğünün yeni bir göstergesidir.

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP)
4 Mayıs 2011



İLETİŞİM: Necati ABAY-TGDP Sözcüsü, GSM: 0535 929 75 86,
E-posta: necatiabay@gmail.com,
Blog: http://tutuklugazeteci.blogcu.com/,

6 Mart 2011 Pazar

Gazeteci-Yazarlar Ahmet Şık ve Nedim Şener de Tutuklandı..Türkiye, Tutuklu Gazeteci ve Yazar Sayısı Bakımından Dünya Birincisi...

TUTUKLU GAZETECİLERLE DAYANIŞMA PLATFORMU’NDAN
BASINA VE KAMUOYUNA

* Gazeteci-Yazarlar Ahmet Şık ve Nedim Şener de Tutuklandı...
* Terörle Mücadele Yasası (TMY) Gazetecileri Susturmaya Devam Ediyor...
* Türkiye, Tutuklu Gazeteci ve Yazar Sayısı Bakımından Dünya Birincisi...

3 Mart 2011 tarihinde İstanbul’da ve Ankara’da gözaltına alınan gazeteci ve yazarlardan Ahmet Şık ve Nedim Şener, 6 Mart 2011 tarihinde “Ergenekon Terör Örgütüne’ne üye olmaktan tutuklandılar. Halen gözaltında gazeteciler bulunuyor.
Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu olarak gazetecilerin, toplumsal muhalefet güçlerinin Toplumla Mücadele Yasası adını verdiği Terörle Mücadele Yasası (TMY) gereğince gazetecilerin gözaltına alınmasını, Ahmet Şık ve Nedim Şener’in Ergenekon Terör örgütüne yamanarak, asılsız iddialarla, komplolarla tutuklanmasını protesto ediyoruz. Bu gözaltı ve tutuklamalar da, son yıllarda sistematik olarak sürdürülen düzen muhalifi devrimci, yurtsever, sosyalist gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklama saldırılarında olduğu gibi düşünce ve ifade özgürlüğüne, basın özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına yönelik doğrudan saldırıdır. Terörle Mücadele Yasası yürülükte olduğu sürece gazetecilere yönelik saldırıların daha da artacağı endişesini yaşıyoruz. Durum vahimdir. Düşünce ve ifade özgürlüğünün, basın özgürlüğünün asli engeli olan Terörle Mücadele Yasası derhal iptal edilmelidir. TMY’nin tüm uygulamaları ortadayken merkez medyanın TMY’yi gündemine almamasını da yadırgıyoruz.
Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklanmasıyla birlikte tutuklu-hükümlü gazeteci ve yazarların sayısı da 53’e yükselmiş oldu. Bu gazeteciler arasında 5 yıldır tutuklu bulunan ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmak istenen Atılım Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Çiçek de bulunuyor. Bu gazeteciler arasında tek Kürtçe günlük gazete olan Azadiya Welat gazetesinin yazı işleri müdürü Vedat Kurşun da bulunuyor.
Türkiye, tutuklu gazeteci ve yazar sayısı bakımından artık dünya birincisidir. Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğü sorunu yoktur diyen, üç maymunu oynayan devlet yetkililerinin yalancılığı her geçen gün daha geniş kesimlerce görünür hale geldi.
Türkiye’yi dünya birincisi yapan asıl etken Terörle Mücadele Yasasıdır.

Ahmet Şık ve Nedim Şener Serbest Bırakılmalıdır...
Terörle Mücadele Yasası (TMY) İptal Edilsin...
Tutuklu Gazeteci ve Yazarlara Özgürlük...


Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP)
6 Mart 2011



İLETİŞİM: Necati ABAY-TGDP Sözcüsü, GSM: 0535 929 75 86,
E-posta: necatiabay@gmail.com,