21 Haziran 2016 Salı

Tutuklu ve Hükümlü Gazetecilerin Listesidir


Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP)’nin saptamasına göre 21 Haziran 2016 tarihi itibariyle Türkiye cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü bulunan 4’ü imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü 38 gazetecinin isimlerini, görevlerini ve tutuklu bulundukları hapishaneleri; basının ve kamuoyunun, duyarlı kişi ve kurumların bilgisine sunuyoruz...

Necati Abay, Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP)’nin Sürgündeki Temsilcisi


1-    Abdulkadir Turay, Dicle Haber Ajansı (DİHA) Muhabiri Mardin E Tipi   Kapalı Cezaevi
2-    Ahmet Nesin, Özgür Gündem Gazetesi Nöbetçi Genel Yayın Yönetmeni, Metris Cezaevi
3-    Ali Konar, Azadiya Welat Gazetesi Temsilcisi, Malatya E Tipi Kapalı Cezaevi
4-    Bilal Güldem, Dicle Haber Ajansı (DİHA) Muhabiri Mardin E Tipi   Kapalı Cezaevi
5-    Cebrail Parıltı, Anadolu Ajansı (AA) Derik Muhabiri, Mardin Kapalı Cezaevi
6-    Emin Demir, Serbest Gazeteci, Mersin E Tipi Kapalı Cezaevi
7-    Erol Önderoğlu, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Türkiye Temsilcisi ve Özgür Gündem Gazetesi Nöbetçi Genel Yayın Yönetmeni, Metris Cezaevi
8-    Erdal Süsem, Eylül Dergisi Editörü, Edirne F Tipi Cezaevi
9-    Erol Zavar, Odak Dergisi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA
10- Ferhat Çiftçi, Azadiya Welat Gazetesi Gaziantep Temsilcisi, Gaziantep H Tipi Cezaevi
11- Feyyaz İmrak, Dicle Haber Ajansı (DİHA) Muhabiri, Antalya Cezaevi
12- Gurbet Çakar, Hevi Kadın Dergisi, Van E Tipi Cezaevi
13- Hamit Dilbahar, Azadiya Welat Gazetesi Yazarı, Erzurum H Tipi Cezaevi
14- Hatice Duman, Atılım Gazetesi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi, İstanbul
15- Hidayet Karaca, Samanyolu Yayın Grubu Başkanı, Silivri 9 Nolu F Tipi Cezaevi
16- Kamuran Sunbat, Dicle Haber Ajansı (DİHA) Çukurova Eski Muhabiri, Şırnak T Tipi Cezaevi
17- Kenan Karavil, Radyo Dünya Genel Yayın Yönetmeni, Kırıkkale F Tipi Kapalı Cezaevi
18- Mazlum Dolan, Dicle Haber Ajansı (DİHA) Muhabiri, Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi
19- Mehmet Baransu, Taraf Gazetesi Yazarı, Silivri 9 Nolu F Tipi Cezaevi
20- Mehmet Hakkı Yılmaz, Dicle Haber Ajansı (DİHA) Muhabiri, Antep H Tipi Cezaevi
21- Meltem Oktay, Dicle Haber Ajansı (DİHA) Muhabiri, Mardin Kapalı Cezaevi
22- Mikail Barut, Özgür Halk Dergisi eski Editörü, Silivri Silivri 9 Nolu F Tipi Cezaevi
23- Miktat Algül, Mezitli FM Genel Yayın Koordinatörü, Sincan 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi
24- Muhammed Doğru, Dicle Haber Ajansı (DİHA) Muhabiri, Sakarya L Tipi Kapalı Cezaevi
25- Mustafa Gök, Ekmek ve Adalet Dergisi Ankara Temsilcisi, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA
26- Nazım Daştan, Dicle Haber Ajansı (DİHA) Muhabiri, Antep H Tipi Cezaevi
27- Nedim Türfent, Dicle Haber Ajansı (DİHA) Muhabiri, Hakkari Cezaevi
28- Nuri Akman, Dicle Haber Ajansı (DİHA) Muhabiri, Malatya E Tipi Cezaevi
29- Nuri Yeşil, Azadiya Welat Gazetesi Dersim Temsilcisi, Elbistan E Tipi Kapalı Cezaevi
30- Özgür Amed (Ethem Çağır), Özgür Gündem Gazetesi Yazarı, Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi
31- Sami Tunca, Mücadele Birliği Dergisi Yazı İşleri Müdürü, Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi,
32- Serkan Aydemir, Bitlis Aktüel gazetesi muhabiri, Bitlis E Tipi Cezaevi
33- Seyithan Akyüz, Azadiya Welat Gazetesi Adana Temsilcisi, İzmir 1 Nolu F Tipi Cezaevi
34- Şahabettin Demir, Dicle Haber Ajansı (DİHA) Van Erciş Açık Cezaevi
35- Şebnem Korur Fincancı, Özgür Gündem Gazetesi Nöbetçi Genel Yayın Yönetmeni, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi
36- Şermin Soydan, Dicle Haber Ajansı (DİHA) Muhabiri, Van M Tipi Kapalı Cezaevi
37- Yılmaz Kahraman, Özgür Halk Dergisi Editörü, Silivri 5 Nolu F Tipi Cezaevi
38- Ziya Ataman, Dicle Haber Ajansı (DİHA) Stajyer Muhabiri, Van M Tipi Kapalı Cezaevi



İLETİŞİM: Necati ABAY
Twitter:https://twitter.com/necatiabay


4 Mayıs 2016 Çarşamba

Çernobil ve kapitalizmin nükleer santraller belası

Çernobil ve kapitalizmin nükleer santraller belası
Necati Abay
4 Mayıs 2016
İnsanlık, kapitalizmin bin bir türlü belasıyla yüz yüze.
Bunlardan biri de Nükleer santrallerdir.
Bundan tam 30 yıl önce, takvim yaprakları 26 Nisan 1986’yı gösterdiğinde insanlık büyük bir felaketle yüz yüze geldi. Bu, 20. yüzyılın ilk büyük nükleer felaketiydi.
Ukrayna’nın Çernobil kentindeki Nükleer Güç Reaktöründe meydana gelen patlama sırasında yüzlerce insan öldü, binlerce kişi ise Radyasyonun yol açtığı kanser hastalıkları yüzünden yaşamını yitirdi. Atmosfere büyük miktarda fisyon ürünleri salındı.
30 yıl sonra bugün hâlâ Çernobil çevresinde Radyasyon seviyesi çok yüksek.
Dahası, Reaktörün üzerini acilen örtmek için dökülen beton etkisini 30 yıl sonra yitirdiği için felaketin 30.yıldönümünde de yeni tehlikeler söz konusu.
Artık Çernobil civarındaki terkedilmiş kentler ve kasabalarda on binlerce yıl yaşanamayacak!
20. yüzyılın ikinci büyük nükleer felaketi ise Fukuşima’da, 11 Mart 2011’deki 9.0 büyüklüğündeki Tohoku depremi ve Tsunamisi sonrasında yaşandı.
Fukuşima Nükleer Santrali kazası sonrasında da atmosfere bol miktarda radyoaktif madde salınımı gerçekleşti.
Bu iki nükleer felaketin ardından çevreci örgütlerin ve ilerici toplumsal muhalefet güçlerinin duyarlılığı ve mücadelesiyle, nükleer santral üreticisi emperyalist-kapitalist güçler üzerindeki baskı ve basınç arttı.
Avrupa’daki nükleer santraller de patlamaya hazır birer nükleer bombaydı.
Alman emperyalizmi, toplumsal muhalefetin baskısının bir ürünü olarak 2022 yılına kadar tüm nükleer enerji santrallerini kapatmayı planladığını açıklamak zorunda kaldı.
Dünyanın en büyük ikinci nükleer enerji üreticisi olan Fransız emperyalizmi de nükleer reaktörlerin inşasını 2 yıllığına erteleme kararı aldı.
İngiltere başta olmak üzere AB emperyalistleri yeni nükleer santraller kurma projesini sürdürüyorlar.
Avrupa emperyalistlerinin nükleer santrallerden kolay kolay vazgeçmeyecekleri, toplumsal baskı ve basınç arttığında projelerini farklı ülkelere kaydırma peşinde olacakları çok açık.
Mevcut nükleer santrallerin ömürlerinin 30-40 yıl olması nedeniyle örneğin Alman emperyalistlerinin 2022 yılına kadar santralleri kapatma kararları pratikte fazla bir önemi bulunmuyor.
Bu sözlerinde dursalar bile asıl sorun, nükleer atıkların temizlenmesi, depolanması ve güvenliğinin sağlanmasıdır. Bu da on yıllarca sürecek bir çalışmayı gerektiriyor.
Dahası Nükleer atıklar, yer altında, depremden veya doğal olaylardan etkilenmeyecek şekilde güvenli bir biçimde binlerce yıl saklanması gerekiyor.
Uzmanlar, bu çalışmanın on milyarlarca Euro maliyeti olacağını belirtiyor.
On yıllardır bu enerjiden kâr eden Nükleer enerji tekelleri, ortaya çıkacak ek “riziko giderleri”nin sadece üçte birini yani 23 milyar Euroyu ödeyerek sorumluluktan kurtulma peşindeler.
AB emperyalistlerinin “hapçı” çözümü
Aç gözlü, yağmacı, talancı AB emperyalistleri Nükleer enerji santralleri konusunda kalıcı çözüm yerine, palyatif tedbirlerle ve sürece yayma taktikleriyle zaman kazanmaya çalışıyor.
Ürettikleri çözümlerden birisi, -aslında çözümsüzlük- nükleer santral kazasında oluşabilecek radyasyon sızıntısı ihtimaline karşı iyot tabletlerinin halka dağıtılması oluşturuyor. Avrupa ülkelerinin çoğunda nükleer santral çevresinde yaşayan insanlara önleyici iyot hapları dağıtılıyor.
Bu haplar radyasyona karşı insanları korumuyor sadece tiroit kanserinden bir ölçüde koruyabiliyor.
AB emperyalistler, halkla adeta alay edercesine “iyot tabletlerini” şaşalı propagandalarla Avrupa halklarını oyalamanın, aldatmanın, beklenti içerisine sürüklemenin vesilesi  yapıyor, insanlığın başına bela ettikleri Nükleer Santral konusunda “hapçı çözüm” yoluyla paçayı kurtarmaya çalışıyor.
Çok açık ki, Nükleer Santrallar konusunda da AB emperyalistlerine karşı başta çevreci örgütler olmak üzere ilerici, devrimci toplumsal muhalefet güçleriyle uzlaşmaz bir mücadele yürütülmesi yaşamsal önemdedir.

“Hapçı çözüm”ler yerine Nükleer Santrallerin bir an önce kapatılması, yenilerinin kurulmasının yasaklanması ve binlerce yıl saklanabilecek şekilde depolanması tedbirlerinin acilen alınması için AB emperyalistleri üzerinde baskı ve basıncı artırmak, bu konuda da birleşik mücadeleyi geliştirmek gerekiyor...