31 Ağustos 2012 Cuma

Necati ABAY’ın Davası Ankara Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nde 12 Eylül 2012 Tarihinde Görülecek...


Necati ABAY’ın Davası Ankara Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nde 12 Eylül 2012 Tarihinde Görülecek...

Platformumuz Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nun (TGDP) Sözcüsü Necati Abay, dokuz yıldır tutuksuz yargılanan bir gazetecidir. 4 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından “kanıt yok ama kanaatten” 18 yıl 9 ay ceza verilmişti. Bu dava tam bir hukuki garabet davasıdır. Artık bu dava Yargıtay’ın gündemindedir ve 12 Eylül 2012 tarihinde Ankara Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nde duruşma yapılacaktır.

Aşağıda Platformumuzun sözcüsü gazeteci Necati Abay’ın kaleme aldığı 9 yıllık hukuki garabetin, polis komplosunun ibretlik öyküsünü, aynı zamanda İstanbul Emniyet Müdür yardımcılığına atanan Sedat Selim Ay’ı işkence davasında mahkum ettiren 15 kişiden birisi olarak yaptığı açıklamayı basının ve kamuoyunun bilgisine ve ilgisine sunuyoruz...

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP)
1 Eylül 2012
...............................................

Necati ABAY
Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP) Sözcüsü
1 Eylül 2012

Dokuz yıldır tutuksuz yargılanan bir gazeteciyim...
Dokuz yıldır adalet arıyorum...
Sedat Selim Ay benim de işkencecimdi... Onu mahkum ettiren 15 kişi arasında ben de vardım...

Dokuz yıldır tutuksuz yargılanan düzen muhalifi sosyalist bir gazeteciyim. Dokuz yıldır adalet arıyorum. Bu dava tam bir hukuki garabet davasıdır. Tam bir polis komplosu davasıdır. Polis teşkilatıyla aramda husumet de bulunuyordu. 12 Eylül darbesi döneminde Bayram Kartal’ın da aralarında bulunduğu işkenceci polislerin ağır işkenceli sorgularından geçtim. O dönemde Bayram Kartal hakkında savcılığı suç duyurusunda bulunmuştum. Ama savcılık “soruşturmaya gerek olmadığı” kararını vermişti. 21 Şubat 1997 yılında gözaltına alındığımda da ağır işkenceli sorgulardan geçirildim. Aynı operasyonda gözaltına alınan İşçinin Yolu dergisi yazı işleri müdürü gazeteci Asiye Güzel Zeybek tecavüz işkencesine maruz kalmıştı. Aynı operasyonda ağır işkencelerden geçirilenler arasında bulunan Süleyman Yeter ise 2 yıl sonra (Limter-İş sendikası eğitim uzmanı ve Dayanışma gazetesinin editörüydü) 7 Mart 1999’da Sedat Selim Ay’ın TİM şefi olarak başında olduğu işkenceci polisler tarafından öldürülmüştü. Diğer işkence mağdurları gibi ben de işkence gördüğüme dair rapor almıştım. Filistin askısı olarak adlandırılan ters ve düz askı, askıdayken elektrik verme, cinsel organımdan elektrik verme, hayalarımı sıkma gibi çeşitli işkencelere maruz kalmıştım. Bu işkencelerin sonucunda şu anda iki kolumu da kullanmada ciddi sorunlar yaşıyorum. Geçtiğimiz haftalarda İstanbul Emniyet Müdür yardımcılığı ve Terörle Mücadele Şubesi (TMŞ) müdürlüğüne atanan Sedat Selim Ay’ın (TİM şefi yardımcısı) ve TİM şefi Bayram Kartal’ın başında bulunduğu işkenceci polisler aleyhine dava açan 15 kişiden birisi de bendim. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Sedat Selim Ay, Bayram Kartal ve Yusuf Öz’ü 11 ay 20’şer gün hapis cezası vermişti. Dava Yargıtay’da işkenceci polislere az ceza verildiği gerekçesiyle bozulmuştu. Ama klasikleşmiş devlet politikası olarak işkencecileri koruma uygulaması nedeniyle bu dava zaman aşımına uğratıldı. Bu kez AİHM’e başvurduk ve AİHM Türkiye’yi işkence davasının titizlikle takip edilmediği gerekçesiyle tazminat davasına çarptırdı. Ben ise bu davada 8 ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldım, yargılanmanın sonunda da beraat ettim. İşkenceci polisler mahkum olurken benim beraat etmem, işkencecileri çileden çıkarmıştı. Düzen muhalifi bir gazeteci olarak “başıma çorap örüleceği” kaygısını hep yaşadım. Nitekim bu kaygım 9 yıllık hukuki garabet sürecinin başlangıcında gerçekliğe dönüştü.

9 Yıllık hukuki garabet öyküme gelince...

Mart 2011’de Ahmet Şık ve Nedim Şener’e yapılan komplonun çok daha ağırı 9 yıl önce bana uygulandı. 2003 yılında Atılım gazetesinde yazar-editör olarak çalışıyordum. Komplo kurulmadan 2 ay önce 4 Şubat 2003’te çalışma arkadaşlarımla birlikte gazeteden gözaltına alınmış ve serbest bırakılmıştım. Gözaltındayken bir polis şefi beni “Atılım gazetesinde bombalama eylemlerinin haberini yaparsanız başınız beladan kurtulmaz. Seni her an tutuklatabiliriz. Ne zaman tutuklatacağımıza biz karar vereceğiz” şeklinde tehdit etmişti. Bu aynı zamanda otosansür dayatmasıydı. Ben de, “basın özgürlüğünü savunduğumuzu, haber değeri taşıyan her haberi diğer medya organları gibi yayımlayacağımızı” söylemiştim. Nitekim 2 ay sonra 13 Nisan 2003 tarihinde evimden bilgisayarımla birlikte gözaltına alındım. Evimdeki aramada hiçbir “suç unsuru”na rastlanmadı. Vatan caddesindeki Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldüğümde, gazetemde bombalama eylemlerinin haberi yapıldığı için, emniyetteki otosansür dayatmasına karşı çıktığım için  “İstanbul’daki bombalama eylemlerinin koordinatörü olmak”la suçlandım. Suçlamaları reddettim. Bunun 3. sınıf bir komplo olduğunu söyledim.

4 günlük gözaltından sonra 17 Nisan 2003’te savcılığa çıkarıldım. Savcılık tutuklanma istemiyle sorgu hakimliğine sevk etti. Sorgu hakimi “bombalama eylemlerinin koordinatörü” suçlamasını ciddiye almamış olacak ki beni serbest bıraktı. O zaman, “oh be, komplo 4 günde açığa çıktı” diye sevinmiştim. Ama yanılmışım. Birkaç saat sonra savcılığın yaptığı itiraz üzerine tutuklanıp Tekirdağ F Tipi Cezaevi’ne konuldum. Uzun süre hem ben hem avukatım dava dosyasına ulaşamadık, çünkü dosyaya gizlilik kararı konulmuştu.

24.07.2003 tarihinde iddianame hazırlandı. İddianameden “yasadışı örgüt” temasıyla tutuklandığım anlaşılıyordu. Bu klasik bir devlet politikasıydı. Hedefe konulan gazetecilerin, yazarların, aydınların “illegal örgüt üyeliği veya yöneticiliği” iddiasıyla gözaltına alınmasının, ağır cezalara mahkum edilmesinin sayısız örneği vardı. Nazım Hikmet, Hikmet Kıvılcımlı ve Kemal Tahir’in 1938’de “ordu içinde örgüt kurma” iddiasıyla uzun yıllar hapishanelerde tutuldukları veya 12 Mart döneminde Emil Galip Sandalcı, Erdal Öz ve Altan Öymen’in uçak kaçırmak iddiasıyla tutuklandıkları biliniyor. 12 Eylül darbesinden sonra ise böylesi örnekler sayfalara sığmayacak kadar çoktur. Bir yıllık tutukluluğun ardın serbest bırakılan Ahmet Şık ve Nedim Şener’in “Ergenekon terör örgütü üyesi” oldukları iddiasıyla yargılanmaları sürüyor. Ben de MLKP’nin bombalama eylemleri yapan 3 hücresinden sorumlu ilan edilmiştim. 4 Şubat 2003’te gözaltında yapılan “bombalama eylemlerinin haberini yaparsanız seni tutuklatırız” tehdidi açık bir komployla gerçekliğe dönüşmüştü.

Komplo, hayatımda hiç görmediğim, tanımadığım gözaltına alınan bir insana, benim adımın geçtiği, polis tarafından hazırlanmış bir “ifade metni”nin rızası dışında imzalatılmasıyla oluşturulmuştu. Fakat “küçük” bir kusuru vardı komplocuların, bu iddialarını doğrulayacak herhangi bir maddi kanıt gösteremiyorlardı. Ayrıca, söz konusu ifadeyi polis zoruyla imzalayan  söz konusu insan, savcılığa yazdığı dilekçede ve mahkeme süreçlerinde “Necati Abay’ı tanımadığını, tanımadığı kişi hakkında beyanlarda bulunmasının olanaksız olduğunu, ifade tutanağını polisin zorla, işkence altındayken imzalattığını” belirtmiştir. DGM’ye gönderdiği 17 Nisan 2003 tarihli dilekçesinde de, “gözaltında bana ilaç verip ifade imzalattılar” demiştir. Açıkça anlaşılacağı gibi, polis, 6 ay tutuklu kalmama ve 8 yıl sonra da, 18 yıl 9 ay hapis hükmüne mahkum edilmeme gerekçe gösterilen “ifade tutanağı”nı, gözaltındaki bir insana  okutmadan ve iradesi dışında imzalatmak yoluyla imal etmişti.

İddianame de, polisin düzenlediği, fakat en küçük bir maddi delille destekleyemediği bu düzmece “ifade tutanağı”na dayanıyordu. 21 sayfalık iddianamenin 19. sayfasındaki benimle ilgili kısım sadece şundan ibarettir.

“4- NECATİ ABAY:
İstanbul’da MLKP örgütünün üç hücre evinin bulunduğu... bu 3 hücre evlerinin sorumlusunun sanık Necati Abay olduğu, hücreler arasındaki irtibatı sağladığı ve yasadışı silahlı MLKP terör örgütü içerisinde gizliliğini sağlamak maksadıyla Emre kod adını kullandığı, bu suretle sanık Necati Abay’ın yasadışı silahlı MLKP terör örgütü adına Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının tamamını veya bir kısmını bozma ve değiştirme veya kaldırmaya cebren teşebbüs etmek suçunu işlediği...”

Peki bu iddiaları kanıtlayacak dayanak nedir? Bu “3 hücre evi” neredeymiş? Necati Abay’ın bunlarla ilişkisini gösteren ne varmış? Bu “hücre evleri”nde barınan insanlarla Necati Abay nasıl ilişki kuruyormuş? “Hücreler arası irtibatı” nasıl ve kimler aracılığıyla sağlıyormuş? Polisin 24 saat izlediği, dinlediği bir sosyalist gazetede çalıştığı, polisin bildiği, izlediği, dinlediği sabit bir ikemetgahta oturduğu halde, nasıl olmuş da polis, Necati Abay’ın “hücreler arası irtibat”ına dair tek bir maddi kanıt elde edememiş! Keyfilik ve kendi hukukunu çiğnemede sınır tanımazlığın bir örneğidir bu dava.

Tutuklanmamdan yaklaşık 6 ay sonra, 3 Ekim 2003 tarihinde 4 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde ilk duruşmam görüldü. Savunmamı yaptım ve mahkeme beni tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı. Sorgu hakimliğinde serbest bırakıldığımda sevindiğim gibi ilk duruşmamdaki tahliyeme de sevinmiştim. “Oh be, 6 ay sonra da olsa komplo açığa çıktı” diye düşünmüştüm. Mahkeme heyeti ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanmama rağmen “bombalama eylemlerinin koordinatörü” olduğum iddiasını anlaşılan ciddiye almamıştı. Ama yanılmışım...

Mahkeme 8 yıl sürdü. Bu arada belirteyim, düzen muhalifi gazetecilere, başta Basın Konseyi ve  Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olmak üzere, basın meslek örgütleri sahip çıkmadığından, tahliye olduktan hemen sonra, Şubat 2004’te Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nu kurduk. O tarihten bu yana TGDP’nin sözcülüğünü yapmaktayım.

8 yıllık mahkeme süreci boyunca aleyhime hiçbir delil bulunamadı. Çünkü asılsız iddiayla suçlanıyordum ve olmayan delil bulunamazdı. 8 yıl sonra 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 4 Mayıs 2011 tarihli karar duruşmasında hakkımda18 yıl 9 ay hapis hükmü verildi. Beraatten adeta eminken böyle bir kararla karşılaşmak doğaldır ki, beni, avukatım Gülizar Tuncer ve davayı izleyen insanları çok şaşırttı.

Tek cümlelik mahkeme kararında benimle ilgili şunlar yazılı:

“Sanık Necati Abay’ın yasadışı MLKP örgütünün emir ve kumandaya haiz üyesi olduğu konusunda tam bir kanaat oluşmuş ise de; dosya kapsamında işlenen eylemlerle doğrudan bağlantısı ve iştiraki tespit edilemediği anlaşıldığından sanığın eyleminin 765 sayılı TCK’nın 168/1. Maddesi kapsamında kaldığı... müebbet hapis cezası yerine 18 yıl 9 ay hapisle cezalandırılmasına,”

Mahkemenin gerekçeli kararında da mahkeme kararındaki içerikle aynıdır ve  şunlar yazılıdır:

“...sanığın dosya kapsamında işlendiği kabul edilen eylemlere doğrudan katıldığı yönünde tam bir kanaat hasıl olmamıştır. Bu nedenle sanığın eyleminin silahlı örgütün amir ve kumandaya haiz yönetici konumunda olduğu kabul edilerek dosya kapsamında işlenen eylemlerle doğrudan bağlantısı ve iştiraki tespit edilemediği anlaşıldığından sanığın eyleminin 765 sayılı TCK’nın 168/1. Maddesi kapsamında kaldığı...”

Mahkeme kararında ve gerekçeli kararda açıkça görüldüğü gibi benimle ilgili hiçbir kanıt yoktur, kanaate dayanarak ceza verilmiştir. Kanıt yok ama kanaat var! Özel Yetkili Mahkeme’nin kararının hukuki değil siyasi bir karar olduğu herkesin kavrayabileceği kadar açıktır. Özel Yetkili Mahkemelerdeki hukuksuzluğun tipik örneklerinden birisidir bu karar.

Hrant Dink cinayetiyle ilgili olarak, İstanbul 14. Özel Yetkili Mahkemesi, 18 Ocak 2012 tarihinde, “delil yetersizliğinden”, yani var olan deliller yetersiz görüldüğünden sanıklar hakkında “terör örgütüne üyelik” suçlamasından beraat kararı vermişti. Benim davamda hiçbir hukuki delil yokken, kanaatten 18 yıl 9 ay hapis hükmü  veriliyor, Hrant Dink cinayeti davasında ise “delil yetersizliği”nden beraat kararı veriliyor! Buyurun size Özel Yetkili Mahkemeler hukuku!

Özel yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin polis yönlendirmesindeki işleyişini derinleştirmiş, pervasız hale getirmiştir. Hükmün açıklandığı  duruşmadan sonra, “bu karar çok tartışılacak” demiştim, nitekim tartışılıyor. Çok sayıda gazete, dergi ve TV’de karar tartışma konusu oldu.  Star gazetesindeki köşe yazısında Osman Can, Bugün gazetesindeki köşe yazısında Prof. Dr. Doğu Ergil, Hürriyet gazetesindeki köşe yazısında Ferai Tınç, T24 internet sitesindeki köşe yazısında Aydın Engin konuyu tartışmaya açtılar. Cumhuriyet gazetesinde birinci sayfanın 2. Manşet konusu oldu. Mahkeme kararıyla ilgili olarak Radikal gazetesinin benden istediği yazı gazetede yayımlandı. NTV’de Ruşen Çakır’ın Yazı İşleri programına davet edildiğimde konuyu tartıştık. Katıldığım İMC TV’deki Ertuğrul Mavioğlu’nun basın özgürlüğü programında ve yine İMC TV’de Nazım Alpman’ın programında konu tartışıldı. Çeşitli gazete ve dergiler benimle röportaj yaptı ve yayımlandı. İnsan Hakları Derneği, Ayşenur Zarakolu Düşünce Özgürlüğü Ödülünü verdi. 9 Haziran 2011’de İsveç parlamentosuna Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda konuşmacı olarak davet edilmiştim, gittim ve konuşmamı yaptım. Ayrıca Ankara Düşünce Özgürlüğü Girişimi öncülüğünde 42 aydının çağrısıyla başlatılan imza kampanyasına 800 kişi imzaladı. 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü kapsamında Almanya’da Rosa Luxemburg Vakfı, Kızıl Yardım (Rote Hilfe) ve Almanya Göçmen İşçiler Federasyonu (AGİF) tarafından düzenlenen “Türkiye’de Basın Özgürlüğü” konulu panellerde konuşma yapmak için davet edilmiştim. Almanya’nın 10 kentinde düzenlenen panellerde yaptığım konuşmalarda bu konu da tartışıldı.

Mahkeme kararına hemen itiraz ettik. Dosya Yargıtay aşamasındadır. Yargıtay 9. Ceza Mahkemesi’ndeki duruşma 12 Eylül 2012 tarihinde yapılacak. Mahkemenin 18 yıl 9 aylık hükmüne rağmen tutuklama kararı vermediğini de belirtmeliyim. Normal ölçüler içinde, Yargıtay’da mahkeme hükmünün beraat istemi temelinde esastan bozulacağı, hukukçular başta olmak üzere, geniş bir kesimin beklentisidir. Ama Terörle Mücadele Yasası (TMY) ve özel yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri düzeninde ne olacağını kim bilebilir! Polis komplosunun ve onun bir tamamlayıcısı olan özel yetkili İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi kararının Yargıtay’da lehime bozulacağı umudumu koruyorum.

Aldığım 18 yıl 9 aylık hapis cezasının, benim şahsımda düşünce ve ifade özgürlüğüne, basın özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına, o dönemde çalıştığım Atılım gazetesine, Şubat 2004’ten bu yana sözcülüğünü yaptığım Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’na yöneltilmiş bir göz dağı ve saldırının bir ifadesi olduğu yeterince açıktır.

Bitirmeden önce, başta Atılım gazetesi eski yazı işleri müdürü Hatice Duman olmak üzere, dava dosyası kapsamında kanıtsız olarak ağır hapis hükümlerine çarptırılan ve tutuklulukları 9. yıla ulaşan sanıklara da dikkat çekmek istiyorum. Toplumla mücadele yasası adını milyonlarca kez hak etmiş olan TMY iptal edilmediği ve TMY’ye bağlanmış, özel yetkilerle donatılmış Ağır Ceza Mahkemeleri kaldırılmadığı koşullarda, bu adaletsizlik çarkı tam gaz dönmeye devam edecektir...


İLETİŞİM: Necati ABAY-TGDP Sözcüsü,  GSM: 0535 929 75 86,
Twitter:https://twitter.com/necatiabay

7 Nisan 2012 Cumartesi

Öldürülen Gazeteci ve Yazarların Listesidir


Öldürülen  Gazeteci ve Yazarların Listesidir

Necati Abay
Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP) Sözcüsü


Yaptığım araştırmaya göre 6 Nisan 1909’dan bugüne 103 yılda 115 gazeteci ve yazar öldürüldü. Gazeteci ve yazarların çoğu, “faili meçhul” adı verilen, aslında failleri belli sokak infazlarıyla, gözaltında kaybetme saldırılarıyla yaşamlarını yitirdiler.
Saldırıların odağında Türk basını, Kürt basını ve Ermeni basınından muhalif gazeteci ve yazarların bulunduğu görülüyor.
Doğrudan cana kasteden bu saldırılar aslında düşünce ve ifade özgürlüğüne, basın özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına yönelik doğrudan saldırılardır.
Gazeteci cinayetlerinde 1915 yılı, 1970’li, 80’li ve 90’lı yıllar belirgin olarak öne çıkıyor. Gazeteci cinayetleriyle tarihsel, toplumsal olgular arasındaki doğrudan bir bağ görülüyor.
Türk basınından gazeteci ve yazarlar, çoğunlukla 1970’li, 80’li, 90’lı yıllarda; Hrant Dink hariç Ermeni basınından gazeteci ve yazarlar 1915 yılında; Kürt basınından gazeteci ve yazarların büyük çoğunluğu da 1990-1994 yılları arasında öldürülmüş.
24 Nisan 1915’te, İstanbul’da, gözaltı, tutuklama ve tehcir (Çankırı’ya sürgün) saldırısına maruz kalan 220 Ermeni ileri geleni, Ermeni halk önderi, Ermeni aydını arasında 32 gazeteci ve yazar da bulunuyordu. Hepsi gözaltı-sürgün saldırısında öldürüldü. Krikor Zohrab, Siamanto, Sarkis Minasyan, Armen Doryan, Rupen Zartaryan bunlardan bazılarıydı. Halen çoğunun mezarının nerede olduğu bile bilinmiyor. 19 Ocak 2007 tarihinde İstanbul’da Agos gazetesi genel yayın yönetmeni Ermeni gazeteci ve yazar Hrant Dink’in katledilmesiyle birlikte, öldürülen Ermeni gazeteci ve yazarların sayısı 33’e yükseldi.
1990-1994 yılları arasında savaşın yoğun olarak sürdüğü Kürt illerinde, Kürt basınından 18 gazeteci ve yazar, çok sayıda gazete dağıtımcısı öldürüldü. 30 Mayıs 1992’de yayımlanmaya başlanan, 14 Nisan 1994’te kapatılan Özgür Gündem gazetesi (Özgür Gündem gazetesi 17 yıl sonra yeniden yayımlanmaya başlandı) saldırıların hedefiydi. Musa Anter, Ferhat Tepe, Nazım Babaoğlu, Hüseyin Deniz, Hafız Akdemir Özgür Gündem gazetesinde çalışırken öldürülen Kürt gazeteci ve yazarlardan bazılarıdır. Sedat Yılmaz’ın yönettiği, 2010’da gösterime giren ödüllü “Press” filmi de bu konuyu mercek altına almıştı.
Çeşitli zaman kesitlerinde Türk basınından Sabahattin Ali, Recai Ünal, Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Turan Dursun, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Metin Göktepe gibi gazeteci ve yazarlar öldürüldü.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC)’nin hazırladığı 62 kişilik öldürülen gazeteciler listesinde 1915 yılında öldürülen Ermeni gazeteciler yer almıyor. Kürt basınından ve Türk basınından öldürülen gazeteciler konusunda da bazı eksiklikler bulunuyor. Bu eksiklikleri bir dosya halinde 2 yıl kadar önce TGC Genel Başkanı sayın Orhan Erinç’e sunmuştum. Geçtiğimiz yıl Ragıp Zarakolu da tutuklanmadan önce Ermeni gazetecilerle ilgili olarak TGC’ye başvuruda bulunmuştu. Umarım TGC, 1915 yılında öldürülen Ermeni gazetecileri listesine alır ve diğer eksiklikleri giderir.
Bu topraklarda kontrgerilla tarafından aralarında gazeteci ve yazarların da bulunduğu binlerce “faili meçhul” cinayet işlendi. “Faili meçhul” cinayetler aydınlatılmalı, tetikçilerin yanısıra asıl olarak azmettirici devlet güçleri yargılanmalıdır.
Ergenekon soruşturması kapsamında “faili meçhul” cinayetlerin, gazeteci cinayetlerinin aydınlatılacağı şeklinde bir beklenti oluşturulmuştu. Ancak bu beklenti, Ahmet Şık, Nedim Şener gibi gazetecilerin Ergenekoncu oldukları gibi asılsız bir iddiayla suçlanıp tutuklanmalarıyla (bir yıl sonra serbest bırakıldılar) Ergenekon soruşturması saptırılarak sönümlendi. Bizler yine ısrarla “faili meçhul” cinayetlerin, gazeteci cinayetlerinin aydınlatılması talebini yüksek sesle dillendirmeye devam edeceğiz...

ÖLDÜRÜLEN GAZETECİ VE YAZARLARIN LİSTESİDİR

Necati Abay
Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP) Sözcüsü


Yaptığım araştırmaya göre 1909 yılından bu yana öldürülen 115 gazeteci ve yazarın isimlerini, çalıştığı yayın kuruluşunu, ölüm yeri ve tarihini kronolojik sıralamaya göre bilginize sunuyorum...

1-                 Hasan Fehmi, Serbesti gazetesi, İstanbul, 6 Nisan 1909
2-                 Ahmet Samim, Sada-yı Millet gazetesi, İstanbul, 9 Haziran 1910
3-                 Zeki Bey, Şehrah gazetesi, İstanbul, 10 Temmuz 1911
4-                 Şair Hüseyin Kami, Alemdar gazetesi, Konya, 1912
5-                 Silahçı Tahsin, Silah gazetesi, İstanbul, 27 Temmuz 1914
6-                 Kevork Ferid, Tasvir’i Efkar gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, akıbeti bilinmiyor.
7-                 Hovhannes Kazancıyan, gazeteci-yazar, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, akıbeti bilinmiyor.
8-                 Krikor Torosyan, Dizağik mizah dergisi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Akıbeti bilinmiyor
9-                 Sarkis Minasyan, Azadamard (Özgürlük Savaşımı) gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ayaş, 5 Mayıs 1915
10-              Sarkis Suin (Süngücüyan), İravunk (Hak) gazetesi, 1 Haziran 1915’te tutuklandı. Akıbeti bilinmiyor.
11-              Nerses Papazyan, (Özgürlük Savaşımı) gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ankara 1915
12-              Harutyun Şahrigyan, Azadamard (Özgürlük Savaşımı) gazetesi, milletvekili, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ankara 1915
13-              Garabed Paşayan Khan, yazar, doktor, milletvekili, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ankara 1915
14-              Levon Larents, Tsayn Hayrenyats (Vatanın Sesi) gazetesi, Murc (Çekiç) gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ankara 1915
15-              Simpad Pürad, Pünig gazetesi, Kağapar (Fikir) dergisi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ankara 1915
16-              Hampartsum Hampartsumyan, Azadamard (Özgürlük Savaşımı) gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ankara 1915
17-              Keğam Parseğyan, Azadamard (Özgürlük Savaşımı) gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ankara 1915
18-              Şavarş Krisyan, Marmnamarz (Beden Eğitimi) gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ankara 1915
19-              Siamanto (Adom Yarcanyan), Azadamard (Özgürlük Savaşımı) gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ankara 1915
20-              Armen Doryan, yazar, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Ankara 1915
21-              Sarkis Parseğyan (Şamil), Aşkhadank (Emek) gazetesi, Ankara 1915
22-              Yervant Srmakeşhanlıyan (Yerukhan), gazeteci-yazar, Harput, 1915
23-              Tılgadintzi (Hovhannes Hanıtyunyan), gazeteci-yazar, Harput 1915
24-              Gagik Ozanyan, Merzifon Halguni dergisi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Sivas 1915
25-              Mardiros H. Kundakçıyan, Ceride-i Şarkiye gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Kayseri’de idam edildi.
26-              Vıramyan (Onnig Tertsagyan), Azadamard (Özgürlük Savaşımı) gazetesi, Van, 1915
27-              Dikran Odyan (Aso), Yergir (Ülke) gazetesi, 1915
28-              K. Khajag (Karekin Çakalyan), yazar, Diyarbakır 1915
29-              Rupen Zartaryan, Azadamard (Özgürlük Savaşımı) gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Diyarbakır 1915
30-              Karakin Gozikyan (Yesalem), Manzume gazetesi, NorGyank (Yeni Hayat) dergisi, Trabzon sürgünü, 1915
31-              E. Agnuni (Khaçadur Malumyan), Azadamard (Özgürlük Savaşımı) gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Diyarbakır, 5 Mayıs 1915
32-              Krikor Zohrab, gazeteci-yazar, milletvekili, İstanbul 20 Mayıs 1915 sürgünü, Urfa, 15 Temmuz 1915
33-              Mihran Tabakyan, yazar, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Yozgat, Ağustos 1915
34-              Hagop Terziyan (Hagter), gazeteci-yazar, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Yozgat 24 Ağustos 1915
35-              Diran Kelegyan, Sabah gazetesi yayın yönetmeni, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Çankırı, 26 Ağustos 1915
36-              Taniel Varujan, yazar-şair, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Çankırı, 26 Ağustos 1915
37-              Rupen Sevag, (Çilingiryan), Azadamard (Özgürlük Savaşımı) gazetesi, İstanbul 24 Nisan 1915 sürgünü, Çankırı, 26 Ağustos 1915
38-              Hasan Tahsin, Hukuk-u Beşer (insan hakları) gazetesi, İzmir, 15 Mayıs 1919
39-              Mustafa Suphi, Yeni Dünya gazetesinin kurucusu ve başyazarı, Karadeniz (Trabzon açıkları) 28 Ocak 1921
40-              Ethem Nejat, Kurtuluş ve Aydınlık gazetelerinin kurucusu ve yazarı, Karadeniz (Trabzon açıkları) 28 Ocak 1921
41-              Hüseyin Hilmi (İştirakçi veya Sosyalist Hilmi), İştirak (sosyalist)-Medeniyet dergisi, İstanbul, 15 Kasım 1922
42-              Ali Kemal, Peyam-ı Sabah gazetesi, İzmit, 1922
43-              Ali Şükrü Bey, Tan gazetesi sahibi ve başyazarı, Trabzon milletvekili, Ankara 27 Mart 1923
44-              Hikmet Şevket, 1930
45-              Sabahattin Ali, Marko Paşa dergisi, Edirne, 2 Nisan 1948
46-              Adem Yavuz, Anka Ajansı, Kıbrıs, 27 Ağustos 1974
47-              Zeki Erginbay, Teknik Güç dergisi yazı işleri müdürü, İstanbul, 3 Şubat 1977
48-              Hüseyin Şen, Kawa dergisi yazı işleri müdürü, İstanbul, 21 Mart, 1978
49-              Gani Bozarslan, Aydınlık dergisi, 10 Mayıs 1978
50-              Ali İhsan Özgür, Politika gazetesi, İstanbul, 21 Kasım 1978
51-              Cengiz Polatkan, Hafta Sonu gazetesi, Ankara, 1 Aralık 1978
52-              Abdi İpekçi, Milliyet gazetesi, İstanbul, 1 Şubat 1979
53-              İlhan Darendelioğlu, Ortadoğu gazetesi, İstanbul, 19 Kasım 1979
54-              İsmail Gerçeksöz, Ortadoğu gazetesi, İstanbul, 4 Nisan 1980
55-              Ümit Kaftancıoğlu, TRT, İstanbul, 11 Nisan 1980
56-              Muzaffer Fevzioğlu, Hizmet gazetesi, Trabzon, 15 Nisan 1980
57-              Hayrabet Honca, Halkın Birliği gazetesi, Kayseri, 1 Mayıs 1980
58-              Recai Ünal, Demokrat gazetesi, İstanbul, 22 Temmuz 1980
59-              Mevlüt Işıt, Türkiye gazetesi, Ankara, 1 Haziran 1988
60-              Seracettin Müftüoğlu, Hürriyet gazetesi, Nusaybin, 29 Haziran 1989
61-              Sami Başaran, Gazete gazetesi , İstanbul, 7 Kasım 1989
62-              Kamil Başaran, Gazete gazetesi, İstanbul, 7 Kasım 1989
63-              Çetin Emeç, Hürriyet gazetesi, İstanbul, 7 Mart 1990
64-              Turan Dursun, İkibine Doğru ve Yüzyıl dergisi, İstanbul, 4 Eylül 1990
65-              Gündüz Etil, Yeni Günaydın Gazetesi, İstanbul,18 Eylül1991
66-              Mehmet Sait Erten, Azadi-Denk dergisi, Diyarbakır, 3 Kasım 1992
67-              Halit Güngen, İkibine Doğru dergisi, Diyarbakır, 18 Şubat 1992
68-              Cengiz Altun, Yeni Ülke gazetesi, Batman, 24 Şubat 1992
69-              İzzet Kezer, Sabah gazetesi, Cizre, 23 Mart 1992
70-              Bülent Ülkü, Körfeze Bakış gazetesi, Bursa, 31 Mart 1992
71-              Mecit Akgün, Yeni Ülke gazetesi, Nusaybin, 2 Haziran 1992
72-              Hafız Akdemir, Özgür Gündem gazetesi, Diyarbakır, 8 Haziran 1992
73-              Çetin Ababay, Özgür Halk dergisi, Batman, 29 Temmuz 1992
74-              Yahya Orhan, Özgür Gündem gazetesi, Ceylanpınar, Gercüş, 9 Ağustos 1992
75-              Hüseyin Deniz, Özgür Gündem gazetesi, Ceylanpınar, 10 Ağustos 1992
76-              Musa Anter, Özgür Gündem gazetesi, Diyarbakır, 20 Eylül 1992
77-              Yaşar Aktay, Türkiye gazetesi, Hani, 9 Kasım 1992
78-              Hatip Kapçak, Hürriyet gazetesi, Mazıdağı, 18 Kasım 1992
79-              Namık Tarancı, Gerçek dergisi, Diyarbakır, 20 Kasım 1992
80-              Orhan Karaağar, Özgür Gündem gazetesi Van muhabiri, Van, 19 Ocak 1993
81-              Uğur Mumcu, Cumhuriyet gazetesi, Ankara, 24 Ocak 1993
82-              Kemal Kılıç, Özgür Gündem gazetesi, Akçakale-Urfa, 18 Şubat 1993
83-              Mehmet İhsan Karakuş, Silvan gazetesi, Silvan, 13 Mart 1993
84-              Ercan Gürel, HHA, Bergama, 20 Mayıs 1993
85-              İhsan Uygur, Sabah gazetesi, İstanbul, 6 Temmuz 1993
86-              Rıza Güneşer, Halkın Gücü gazetesi, İstanbul, 14 Temmuz 1993
87-              Ferhat Tepe, Özgür Gündem gazetesi, Bitlis, 28 Temmuz 1993
88-              Muzaffer Akkuş, Milliyet gazetesi, Bingöl, 20 Eylül 1993
89-              Ruhi Can Tul, TDN, Kırıkkale, 14 Ocak 1994
90-              Nazım Babaoğlu, Özgür Gündem gazetesi, Siverek-Urfa, 12 Mart 1994
91-              Kamil Koşapınar, Zaman gazetesi, Erzurum, 19 Mart 1994
92-              İsmail Ağay, Özgür Ülke gazetesi, Batman, 29 Mayıs 1994
93-              Erol Akgün, Devrimci Çözüm dergisi, Gebze, 8 Eylül1994
94-              Bahri Işık, Çağdaş Marmara gazetesi, İstanbul, 17 Eylül 1994
95-              Ersin Yıldız, Özgür Ülke gazetesi, İstanbul, 3 Aralık 1994
96-              Onat Kutlar, Cumhuriyet gazetesi, İstanbul, 11 Şubat 1995
97-              Seyfettin Tepe, Yeni Politika gazetesi, Bitlis, 29 Ağustos 1995
98-              Metin Göktepe, Evrensel gazetesi, İstanbul, 8 Ocak 1996
99-              Kutlu Adalı, Yeni Düzen gazetesi, Kıbrıs, 8 Temmuz 1996
100-           Yemliha Kaya, Halkın Gücü gazetesi, İstanbul, 27 Temmuz 1996
101-           Selahattin Turgay Daloğlu, serbest gazeteci, İstanbul, 9 Eylül 1996
102-           Reşat Aydın, Anadolu Ajansı, TRT, 20 Haziran 1997
103-           Ayşe Sağlam, serbest gazeteci, Derince, 3 Eylül 1997
104-           Abdullah Doğan, Candan FM, Konya, 13 Temmuz 1997
105-           Ünal Mesuloğlu, TRT, Manisa, 8 Kasım 1997
106-           Mehmet Topaloğlu, Kurtuluş dergisi, Adana, 1998
107-           Süleyman Yeter, Sömürüsüz Bir Dünya İçin Dayanışma gazetesi, İstanbul, 7 Mart 1999
108-           Ahmet Taner Kışlalı, Cumhuriyet gazetesi, Ankara, 21 Ekim 1999
109-           Önder Babat, Devrimci Hareket dergisi, İstanbul, 3 Mart 2004
110-                Yaşar Parlak, Silvan Mücadele Gazetesi, 18 Ağustos 2004
111-           Hrant Dink, Agos gazetesi, İstanbul, 19 Ocak 2007
112-           Engin Çeber, Yürüyüş dergisi, İstanbul, 9 Ekim 2008
113-           İsmail Cihan Hayırsevener, Güney Marmara Yaşam Gazetesi (Balıkesir), Bandırma, 19 Aralık 2009
114-           Metin Alataş, Azadiya Welat gazetesi, Adana, 4 Nisan 2010
115-           Cevdet Kılıçlar, Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) basın bürosu internet editörü, Uluslararası sular, 31 Mayıs 2010


7 Nisan 2012


İLETİŞİM: Necati ABAY-TGDP Sözcüsü,  GSM: 0535 929 75 86,
Facebook: Necati Abay